Marka Tescili İle algılarda seçili hale gelmek

Marka Tescili İle algılarda seçili hale gelmek

Günümüzde şirketlerin gücü sahip oldukları maddi varlıklardan çok markalarının değeriyle ölçülmektedir. Markasıyla tüketicinin algısında seçilen hale gelen marka sahipleri üretim maliyetlerinin çok üstünde satışlar gerçekleştirebilirler.

Markalaşma sürecinin henüz başındayken MARKA OLMAK MI, MARKAYI TAKLİT EDEN OLMAK MI? İstendiğine karar vermek gerekir.

Markayı taklit eden olmaya karar verilirse kısa dönemli karlar elde edilebilir ancak uzun dönemde elde edilen kardan daha fazlasının kaybedileceği aşikârdır.  Bazı kişilerin yurtdışında belli bilinirliğe sahip markaların aynısı veya benzerini Türkiye’de kullanma ve tescil ettirme yolunu seçtiğini gözlemliyoruz. Dünyanın bu kadar küçük bir köy haline geldiği bu yüzyılda bu tercihi anlamak zor…

Marka olmaya karar verildiğinde, önce doğru markanın seçimi çok önemli hale gelmektedir. Bu konuda işletmeler bir ajansla çalışmayı tercih ediyorlar genelde bu seçim bizce de doğru ama eksiktir. Daha bu aşamada Sınai Haklar konusunda bilgili ve deneyimli bir marka danışmanıyla çalışmaya başlamak gerekir. Zira ajansınız size çok güzel markalar oluşturmuş olsa da bu markanın Türkiye ve Dünya da tescil edilebilirlik kriterleri açısından değerlendirilmesi ve ön araştırma yapılması gereklidir.

Markanın kullanılacağı alanların eksiksiz tespit edilmesi de markalaşma sürecinin daha başında planlanması ve karar verilmesi gereken konulardan biridir.

Marka müracaatının ilgili patent ofisine yapılmasıyla tescil süreci başlar. Tescil süreci ortalama 6 ay kadar sürmektedir. Tescil aldıktan sonra markanızın olası benzer/taklit marka tescilini önlemek adına takip edilmesi, markalaşma sürecinin olmazsa olmazlarındandır.

Markasına değer veren, markasına yatırım yapan marka sahipleri için; markalarının seçilen hale gelmesi kaçınılmazdır. Unutmayın SATIŞ MARKAYLA BAŞLAR… Markanızı uzman ellere teslim ediniz