Coğrafi Değerlerimizi Ticari Değere Dönüştürmek
Türkiye ile Yunanistan ve Kıbrıslı Rumlar arasındaki baklava savaşında, Gaziantep baklavası galip geldi. AB Komisyonu, Gaziantep Sanayi Odası'nın "Antep baklavasının" tescili dört yıl önce yaptığı başvuruyu kabul etti. AB Bakanı Bağış, Gaziantep baklavasının AB'de tescili konusunda çok önemli bir eşik aşıldığını kaydederek, "“Gaziantep istiklalimiz için gösterdiği kahramanlığı, bugün de istikbal mücadelemizde gösteriyor” dedi.
http://www.hurriyet.com.tr/yunanistana-baklava-golu-24577048
Dünyanın küçük bir köy haline geldiği çağımızda değerlerini koruyan kişi ya da toplumların ön plana çıktığını, nam aldığını, değerini artırdığını görüyoruz. Bu anlamda fikri ve sınai haklara ilişkin değerler, fiziki varlıkların çok daha önüne geçen bir varlık haline geldi. Tabi var olan ya da oluşturulan değerlerin korunması koşuluyla…
Bu yazımızda Coğrafi değerlerimiz ve bu değerlerin korunması konusuna yönümüzü çevirip bazılarımız için hatırlatma yapma, bazılarımız için farkındalık oluşturmayı istedim.
Coğrafi İşaret; Belirgin bir niteliği, ünü veya diğer özellikleri itibariyle kökenin bulunduğu bir yöre, alan, bölge veya ülke ile özdeşleşmiş bir ürünü gösteren işaretlerdir. Coğrafi işaretler, Türk Patent Enstitüsü (TPE) tarafından tescil edilerek koruma altına alınabilir.
Adana Kebabı, İnegöl Köftesi, Ezine Peyniri, Afyon Sucuğu, Denizli Leblebisi, Edirne Tava Ciğeri, Erzincan Tulum Peyniri, Gönen İğne Oyası, Ayvalık Zeytinyağı, Rize Bezi (Feretiko), Devrek Bastonu, Kars Türk Çoban Köpeği vb. ülkemizde “coğrafi işaretle” tescilli. Ülkemizin her ili hatta ilçesi, bu anlamda ciddi bir potansiyele sahip olmasına rağmen TPE’de coğrafi işaret tescili yapılan ürünlerin sayısı, yıllardır 200'ü bulmuyor.
Üstelik sadece ülke bazında coğrafi işaret tescili yeterli değil. Ürünümüze güveniyorsak, o ürünü uluslararası alanda da tescil ettirmek gerek. Uluslararası tescili yapılan ürünlerimizin sayısı ise ne yazık ki elimizin parmak sayısı kadar bile değil.
Yakın coğrafyada olmamız açısından Komşumuz Yunanistan’ın durumunu incelediğimizde ise, uluslararası tescil başvurusu yapılan onlarca ürünü olduğunu görüyoruz.
Peki, Coğrafi işaret yerli ürünleri tescil ettirenlere ekonomik fayda sağlayabilir mi?
Coğrafi işaret korumasının asıl amacı üreticilerine ekonomik fayda sağlamak. Gelişmiş ülkelerin, etkin bir denetim sistemiyle bu amaçlarını gerçekleştirdiklerini gözlemliyoruz. Ülkemizde mevzuatın bu amaca uygun olduğu ancak denetim mekanizmasının etkin şekilde işletilmesine ihtiyaç olduğunu söyleyebiliriz.
Kars Kaşarı üzerinden örnek verecek olursak. Türkiye’nin dört bir yanında, tescil edilmiş haline hiç benzemeyen peynirler “Kars Kaşarı” diye satılıyor. Peynirin, Kars Kaşarı olması ona kalite ve değer algısı katıyor. Bu algıya bağlı olarak muadil ürünlerin üzerinde bir fiyatla satış şansını artırıyor. Peynirler, standartlara uyum açısından kontrol edilmiş ya da denetlenmiş olsa, gerçek Kars Kaşarı üreticilerinin ürünleri değerlenecek. Tüketicinin, gerçek Kars Kaşarının farkına varması sağlanacak ve böylece o yöre insanın zenginleşmesi ve önünün açılması mümkün olacak.
Denetimsiz olarak, şartnamedeki özellikleri sağlamaksızın coğrafi işaretin kullanılması; söz konusu işaretin fiilen jenerikleşmesine ve hukuken de hükümsüz kılınmasına sebep olacağından özellikle yerel yönetimlerin ve üreticilerin bu konuda etkin rol almasının gerekliliği ortadadır.
Binlerce yıldan beri sayısız medeniyete ev sahipliği yapmış Anadolu toprakları, değeri ölçülemeyecek tarihi, kültürel ve coğrafi zenginlikleri barındırıyor. Bu zenginliklere gıpta ile bakılırken bizler bu değerleri tanıma, koruma, gelecek kuşaklara aktarma konusunda ne yazık ki yeterli bilinç ve motivasyona sahip değiliz.
Dağlarımızda, ovalarımızda, denizlerimizde; başka hiçbir yörede bulunmayan çiçekler, meyveler, sebzeler, otlar, deniz ve kara hayvanları, bunlardan üretilen yiyecek, içecek, giyecek ve eşyalar var. Bunların korunması ve ticari değere dönüşmesi için daha ne kadar bekleyeceğiz, ne zaman harekete geçeceğiz?
Değerlerimizi kaybetmeye ramak kala, çoğu zaman iş işten geçtikten sonra savunmaya başlıyor, korumaya çalışıyoruz ama çoğu zaman yeterli başarıyı sergileyemiyoruz.
Tarihi, kültürel ve coğrafi değerlerimizi korumak için eğitim sisteminden, devlet ve hükümet politikalarına, yerel yönetimlerden sivil toplum ve medya duyarlılığına kadar topyekün bir hareket gerekiyor.
Başta yerel yönetimler, sivil toplum örgütleri, kanaat önderleri olmak üzere tüm halkımızı, kendi yaşadığımız bölgeden başlayarak coğrafi işarete konu olabilecek ürünleri tescillemek, bu tescillerin yurtdışı tescilini almak konusunda seferberliğe davet ediyoruz.
